Homeopati, 18. yüzyılın sonlarında Dr. Samuel Hahnemann tarafından geliştirilmiş, “benzer benzeri iyileştirir” ilkesine dayanan tamamlayıcı bir tedavi yaklaşımıdır. Homeopatik preparatlar, bitkisel, hayvansal ve mineral kaynaklı başlangıç maddelerinin yüksek derecede seyreltilmiş ve mekanik çalkalama (potensiyalizasyon) süreçlerinden geçirilmesiyle hazırlanır. Bu preparatlar, hastanın fizyolojik, zihinsel ve duygusal özelliklerini dikkate alan bireyselleştirilmiş tedavi stratejilerinde kullanılır. Literatürde homeopatinin klinik etkinliği ve farmakolojik geçerliliği konusunda farklı görüşler yer almakla birlikte, sistematik derlemeler ve meta-analizler, plasebo etkisinin ötesinde anlamlı klinik kanıt bulunmadığını göstermektedir. Homeopatik maddelerin farmakolojik değerlendirmesi, klasik doz-yanıt ilişkileri ve reseptör etkileşimleri çerçevesinde yapılamamakta; daha çok başlangıç maddesinin toksikolojik profili, fitokimyasal bileşenleri ve klinik gözlemler üzerinden yorumlanmaktadır. Yüksek dilüsyonlarda etkin molekül bulunmamasına karşın, bazı araştırmalar nano-yapısal izler ve su yapısındaki değişiklikler gibi olası mekanizmaları öne sürmektedir. Düşük potensi preparatlarda ise bitkisel materyalin farmakolojik etkileri ve toksisite profili güvenlik açısından önem taşımaktadır. Bu nedenle üretim süreçlerinde kalite kontrol, standardizasyon ve farmakopelere uygunluk kritik öneme sahiptir. Gelecekteki araştırmaların, ileri analitik yöntemler, standardizasyon süreçlerinin geliştirilmesi ve yüksek kaliteli, randomize-kontrollü klinik çalışmalar aracılığıyla homeopatinin farmakolojik ve toksikolojik profillerini daha iyi değerlendirmeyi hedeflemesi gerekmektedir. Homeopatik uygulamalar ve preparatlar yalnızca doktor veya yetkin uzman gözetiminde kullanılmalı; yüksek seyreltilmiş preparatlar dahi yan etki ve ilaç etkileşimleri açısından profesyonel denetime tabi tutulmalıdır.
Homeopati, Bitkisel, hayvansal ve mineral preparatlar, Farmakoloji, Toksikoloji, Seyreltme ve potensi